Sık Kullanılanlara Ekle | AnaSayfam Yap | Üye Kayıt

Türkiye ve Rusya Kırgızistan’da

Kırgızistan’ın, demokrasi ve piyasa ekonomisine yöneldikçe model alabileceği ülke Türkiye’dir. Küreselleşme, kadim siyasi ezberleri değiştirdi. Demokrasi artık ekonomik gelişme ve istikrarın sonucu değil, aksine nedenidir. Yani, Kırgızistan’ın istikrar ve gelişmesi demokrasiye bağlı, demokrasi ise Türkiye’yi Kırgızistan’a yaklaştıracak başlıca enstrüman.

 

Kırgızistan, 30 Ekim 2011 tarihinde parlamenter sisteme geçtikten sonraki ilk cumhurbaşkanını seçti. Koalisyon hükümetinde başbakan olan Almazbek Atambayev, ilk turda aldığı yüzde 62,5 oyla Cumhurbaşkanı oldu. Bu seçim, ülke içinde siyasal istikrarın sağlanması ve demokrasinin oturması açısından çok önemliydi. Bağımsızlık sonrası gerçekleşen iki devrim Kırgızistan’ın siyasal ve ekonomik istikrarını fena halde bozdu. Belirsizlik ortamında, yatırımlar yarım kaldı, kısmen ülke dışına göçtü ve dışarıdan gelecek kurumsal dış yatırımların önü kesildi. Kırgızistan’ın hemen paraya dönüşecek petrol gibi doğal zenginliği yok; ülke ekonomisi büyük ölçüde ticarete bağlıdır. Devlet, vergi toplamakta zorlandığı için dış yardımlarla ayakta duruyor. Bu nedenlerle, içeride ve dışarıda Kırgızistan ile ilgili beklenti ve hesabı olan her kesim istikrar paydasında bir araya geldi. Dışarıdan Rusya, Türkiye ve Batılı güç odaklarının desteklediği Atambaev, içeride de büyük bir çoğunluğun desteğini aldı. Atambaev’in dengelere dikkat etmesi ve barışçıl politika izlemesi bu uzlaşmayı sağlayan önemli bir etkendi. Türkiye, 1 Aralık’ta yapılan cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine Cumhurbaşkanlığı düzeyinde katılarak Kırgızistan’nın istikrar ve demokrasisine verdiği önemi gösterdi. Kırgızistan’ın Türkiye’ye olan 51 milyon dolarlık borcu imzalanan ikili anlaşma ile silindi. Türkiye’nin Kırgızistan politikası, soy ve din kardeşliği üzerinden sorumluluk orjinli olduğu kadar, yine bu etkenler üzerinden nüfuz kurma arayışına da dayanıyor. Öte yandan, Türkiye ile Kırgızistan ilişkileri İran, Irak, Suriye ve Mısır ile olan ilişkiler gibi karşılıklı zorunluk içermiyor.

Putin dönemi Rusya

Türkiye, Kırgızistan’da romantizm ötesi stratejiler belirlemesi, bu coğrafyanın en önemli oyuncusu Rusya’nın Kırgızistan politikasının bilinmesinden ve hesaplanmasından geçer. Çünkü, Rusya ile Kırgızistan arasındaki ilişkiler efektif zorunluluklara dayanıyor. Nitekim, Kırgızistan’ın Avrasya Ekonomik Topluluğu ile başlayan gümrük birliği müzakereleri stratejik gerçeklikler üzerinden yürüyor. Kırgızistan, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) zirvesinde Gümrük Birliğine gireceğini açıkça deklere etti. Gümrük Birliği, BDT’nin Ocak 2010 zirvesinde Avrasya Ekonomik Topluluğu çerçevesinde Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan arasında imzalandı. Bu, bir nevi Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) gibi bölgesel entegrasyon. Sürecin Avrupa Birliği (AB) gibi bir entegrasyona dönüşeceği şimdiden söylenemez. Ama, “..bu süreç, Kırgızistan ve hatta Orta Asya’da Rusya’yı bir kez daha merkez haline getirecektir..” demenin tam zamanıdır.

Rusya, Sovyetlerin dağılması akabinde kendi iç sorunlarına yönelmiş ve Orta Asya’daki merkezi konumunu kaybetmişti. Oluşan boşluğu ise ABD, Çin, Avrupa Birliği ülkeleri, İran ve Türkiye gibi güç odakları doldurmağa çalışmıştı. Putin döneminde toparlanan Rusya, Orta Asya’ya en güçlü oyuncu olarak tekrar geri döndü.

Kırgızistan’ın siyasi geleceğinin belirlenmesinde en büyük güç odağının Rusya olduğunu söylemek kahinlik sayılmaz. Rusya’nın Kırgızistan üzerindeki güç/nüfuz enstrümanları sekiz ana başlıkta sınıflandırılabilir:

1. Kırgızistan, Rusya’nın eski Sovyet ülkeleriyle yaptığı ortak savunma anlaşmasının bir tarafıdır. Bir nevi Varşova Paktı’nın yerine geçen Kollektif Güvenlik Antlaşması’na göre bir ülkeye yapılacak saldırı diğer üye ülkelere yapılmış sayılıyor.

2. Rusya’nın Beyaz Rusya ve Kazakistan ile kurduğu gümrük birliği, Kırgızistan üzerindeki bir güç enstrümanıdır. Kırgızistan’ın Kazakistan gümrük sınırı Gümrük birliği ülkelerinin kontrolündedir. Kırgızistan, Çin mallarının Kazakistan ve Rusya’ya açılan kavşağı konumunda. Bu konumuyla, doğal bir serbest bölge işlevi görüyor. Nitekim, bu coğrafyadaki en büyük serbest bölge Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’tedir. Gümrük Birliği ülkelerinin Çin mallarına karşı yüksek gümrük vergileri koyması, Kırgızistan ticaretine büyük darbe vuracaktır.

3. Kırgızistan nüfusunun azımsanamayacak oranı Rus asıllı vatandaşlardan oluşuyor. Rusya, Kırgızistan’daki Rus asıllı vatandaşların hamisi konumundadır.

4. Kırgızistan, Rusya’nın gerek kendi güvenliği gerekse bölgedeki nüfuzu itibariyle Çin’e karşı tampon konumundadır. Rusya, bu nedenle Kırgızistan’ı güvenlik kuşağının bir parçası olarak görüyor.

5. Rusya’nın bölge üzerindeki Özbekistan ile rekabeti Kırgızistan’ın stratejik değerini yükseltiyor. Özbekistan’ın verimli tarım arazileri, Kırgızistan’dan gelen suya bağımlı. Kırgızistan barajlarında tutulacak su, Özbekistan üzerinde kolayca siyasi baskıya dönüştürülebilir. Özbekistan, Rusya’nın bölge ülkeleri üzerindeki nüfuzunu kıran, etkisizleştiren bir ülke. Nüfus büyüklüğü, ekonomisi, dini ve milli kimlik bilinci bakımından Rusya’nın bölgedeki orantısız gücüne göğüs gerebilecek tek ülke Özbekistan’dır.

6. Özbekistan’ın su rezervlerini tutan Kırgızistan ve Tacikistan, petrol ve doğal gaz bakımından Rusya’ya göbekten bağlıdırlar. Ekonomik bağımlılık akaryakıtla sınırlı değildir. Elan, Rusya’da yaklaşık 500 bin Kırgızistan vatandaşı çalışıyor. Rusya, Kırgızların Almanyası gibidir. İşçi gelirleri Kırgızistan ekonomisinde çok önemli yer tutar.  Rusya, zaman zaman ülkesinde çalışan Kırgızlara zorluk çıkartarak gücünü ihsas ediyor.

7. Her ne kadar ekonomik açıklaması olmasa da; Sovyet zamanından kalan atıl fabrikaların yeniden hayata geçirilmesi, Rusya’nın yeniden bölgeye dönmesine bağlı görülüyor. Kırgızistan’da bir mühimmat fabrikasında üretilen torpiller bütün Sovyetlerin ihtiyacını karşılıyordu. Yine, bir fabrikada üretilen pires makinası bütün Sovyet ülkelerine dağıtılıyordu. Oysa, bu fabrikaları piyasa mantığı içinde kalarak Ruslar da hayata geçiremez. Ama, halk sorunu piyasa mantığı içinde değerlendirmiyor.

8. Kırgızistan üzerinde, başta dil olmak üzere büyük bir Rus kültürel hegemonyası vardır. Kırgızistan eğitim dili büyük ölçüde halen Rusçadır. Halkın hemen hemen tümü Rusça bilmekte, özellikle şehirlerde Rusça konuşulmakta ve resmi yazışmalar büyük ölçüde Rusça yapılmaktadır. Kırgız halkının eski Sovyetlere ve dolayısıyla Rusya’ya olan sempatisi üst düzeydedir. Rusça konuşmak bir prestij ve statü karinesi sayılıyor.

Demokrasi için örnek Türkiye

Kırgızistan, Jeo-stratejik konumu ve yine bununla ilgili olarak şekillenen toplumsal yapısı itibariyle bölgenin en hoşgörülü, farklılıklara ve dolayısıyla demokrasiye en yatkın ülkesidir. Bu yapısı, daha esnek politikalar takip etme ve farklılıkları olumlu enerjiye dönüştürme fırsatı veriyor. Nitekim, bölgenin tek parlamenter sisteme sahip ülkesinin Kırgızistan olması tesadüfi değildir. Kırgızistan’ın diğer önemli şansı, çok ironik bir şekilde, hemen paraya dönüştürülecek petrol gibi doğal zenginliğinin bulunmamasıdır. Aksi halde, Kırgızistan ya bir despot eliyle/despotizmle yönetilir ya da ülke toprakları uluslararası savaş müsabakalarına sahne olurdu. Türkiye’nin, Kırgızistan ile ilgili, Rusya gibi ne kendisini bağlayacak bir stratejik bağımlılığı ne de onun gibi siyasi enstrümanı var. Ama, Rusya’nın sahip olmadığı bir enstrümana sahip: Dinamik Türk sivil toplumu. Türk toplumu, Batı kapitalizmi ile demokrasiyi Doğu-İslam değerleriyle sentezleyen belki tek toplum. Kırgızistan, demokrasiye ve piyasa ekonomisine yöneldikçe model alabileceği ülke Türkiye’dir. Küreselleşme, kadim siyasi ezberleri değiştirdi. Artık, demokrasi ekonomik gelişme ve ekonomik istikrarın sonucu değil, aksine nedenidir. Yani, Kırgızistan’ın istikrar ve gelişmesi demokrasiye bağlı, demokrasi ise Türkiye’yi Kırgızistan’a yaklaştıracak başlıca enstrüman. Sonuçta Türk devletinin Rus devleti gibi zorunlulukları bulunmuyor. Yapacağı şey; korkularından sıyrılıp Türk girişimcilerinin, Türk TV dizilerinin ve Türk sivil toplum örgütlerinin önünü açmak, onlara çözüm ortaklığı yapmaktır.

 

Doç. Dr. MURAT KOCOBEKOV - Doç. Dr. İSHAK TORUN / Kırgız - Türk Manas Üniversitesi Öğretim Üyesi, STAR Gazetesi

Diğer Haberler