|
|
![]() |
![]() |
Arama |
|
Ana sayfa >
Rusya Tarihi
need flash plugin version 8.0.0.0 or never
![]() Ortak tarihimiz
Kiev Rusyası’nın ve Selçukluların gelişimi ve zayıflama süreci sanki birbirini bir aynadan yansıtıyor gibidir. Bölünen Rus prensliklerinin ve Türk beyliklerinin geçtiği yollar da benzerdir. Bu zaafın üstüne Moğol saldırısı tuz biber ekmiştir: Rusya’da 1240’da, Selçuklular’da 1243’te. Ardından Moskova Rusyası’nın ve Osmanlı Beyliği’nin güçlü birer imparatorluğa dönüşmesinde de şaşırtıcı benzerlikler yok mudur? Tıpkı bu iki Avrasya imparatorluğunun sonraki gelişim süreci içinde dünya topraklarının önemli bölümünü fethetmesi ve Birinci Dünya savaşından sonra batışı gibi... Bakmayın onca Türk-Rus savaşına. Biz Türkler ve Ruslar birbirimize çok benziyoruz. Ve bu benzerliğin kökleri büyük ölçüde tarihimizde yatıyor. O zaman başka konulara geçmeden o tarihin bir bölümüne, Rusya’nın geçmişine kısaca da olsa göz atmakta yarar var. Slavlar nereden çıktı? Rusların kökleri Slav ailesine dayanır. Bu aile, Doğu Slavları (Ruslar, Ukraynalılar, Belaruslar), Batı Slavları (Polonyalılar, Çekler, Slovaklar vs.) ve Güney Slavları (Bulgarlar, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler, Makedonyalılar vs.) olarak kendi arasında üçe ayrılır. Bunlar dilleri bakımından Hind-Avrupa halklarıdır.
“Slav” (Slovene) adına ilk kez M.S. VI. yy’da Nazianslı Pseudo-Césarios’un kitabında rastlanıyor. Ancak anlamı bilinmiyor. Pek çoklarına göre bu, Slavların tarih sahnesinde ilk görüldükleri dönem olarak kabul edilir. İlk Slav vatanının, Vistül Nehri ile Pripet Havzası ve Orta Dnepr arasında olduğu sanılıyor. Hunlar ve Gotlar döneminde var olan Slav kavimleri VI. yy’da Avarların istilasına hedef oldular. Ardından Hazarların egemenliği gündeme geldi. Doğu Slavları Dnepr, Volga, Don nehirleri civarındaki ormanlık alanda yaşıyorlardı. Zamanla Fin kavimlerinin topraklarına doğru ilerlemeye başladılar. Doğu Slavları ile İsveçlilerin ataları sayılan Normanlar arasında uzun çatışma dönemleri yaşandı. “Rus” adının kökeni genellikle Norman Okulu ile bağlı sayılır. “Rus” veya “Rusi” kelimesinin, muhtemelen Fincedeki “Ruotsi”den geldiği kabul edilir. Bu, Naeller Gölü (Stockholm civarında) yakınlarındaki İsveçlililere takılan addı. Bunun “kayıkçılar, kürekçiler” anlamına geldiği söylenegelir. Kelime Slavcaya önce “Rusi” sonra da “Rus” olarak geçmiştir. (Bir başka efsaneye göre, VI-IX. yy’larda Doğu Avrupa’da geniş bir alana yayılmış olan Slavlar zamanla bazı kavimler oluşturdu. Bunlardan birinin adının “Rus”, kıyısında yaşadıkları nehrin adının ise “Ros” olduğu ve Rusya adının buradan kaynaklanmış olabileceği de söylenir.) Avrupa’nın Doğu’ya açılan topraklarındaki nehirler arasında dağınık yerleşim birimleri oluşturan Slavlar, VIII. yy’da Varyag halkıyla (Vikinglerle) yoğun temaslar içine girdiler. Rus devletlerinin temelinde sayılan ilk devlet organizasyonu, M.S. 862’de İlmen ve Ladoga gölleri civarındaki Novgorod’da (Yenişehir) İskandinav kökenli Vikinglerin lideri Rurik tarafından gerçekleştirilmiştir. Prens Rurik’in varisi olan Oleg ise 882’de Kiev’in kontrolünü ele geçirerek Kiev Rusyası’nın temellerini atmıştır. Büyük Pyotr 1703’te “Avrupa’ya açılan pencere” sayılan bir kent kurdu: Saint-Petersburg (sonradan Petrograd ve Leningrad adlarını da aldı.). 1713’te burası Rusya’nın başkenti oldu. Pek çok tarihçi, Rusya İmparatorluğu’nun başlangıcı olarak Pyotr’un ilk kez “İmparator” olarak nitelendiği 1721’i gösteriyor. 1725’te çar öldü. (Bizde “Baltacı Mehmet Paşa macerası” olarak anlatılagelen söylentinin kahramanlarından Yekaterina, Büyük Pyotr’un önce metresi, sonra da karısı olan eski bir Alman hizmetçiydi.) 1917 Ekim Sosyalist Devrimi
Kerenski’nin başkanlığında gecici hükümet kuruldu. Ancak muhalefeti sürdüren Lenin 1917 Ekiminde silahlı ayaklanma ile iktidarı ele geçirme kararı aldı. Eski Rus takvimiyle 24 Aralığı 25’ine (bugünkü takvimle 7 Kasıma) bağlayan gece, geçici hükümetin merkezi olan Petersburg’daki Kışlık Saray düştü. Böylece Bolşevikler iktidara gelmiş oldu. Sonra başlayan iç savaş 1920’de Bolşeviklerin kesin zaferiyle sonuçlandı. Rusya ve dünya tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Lenin önderliğinde gerçekleştirilen sosyalist devrim sonucu XX. yy’ın büyük bölümünün iki “süper” devletinden biri olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) doğdu. 1924’te Lenin’in ölmesiyle iktidara Stalin geldi. 1941-1945’te Sovyetler Birliği, kendisine saldıran Hitler Almanyası’yla savaşmak zorunda kaldı. 22 Haziran 1941’de SSCB’ye saldıran Almanya, düşmanının savaşa hazır olmamasından da yararlanarak birkaç ayda Moskova ve Leningrad sınırlarına kadar dayandı. Yıl sonunda Moskova’nın çevresindeki kuşatma kırıldı. Leningrad ise Alman istilacılara karşı 900 gün kahramanca direndi. 1942’nin son aylarında Stalingrad (şimdiki Volgograd) direnişinin Kızıl Ordu güçleri tarafından kazanılması savaşın seyrini değiştirdi. 1 Mayıs 1945’te Berlin, SSCB birliklerinin eline geçti. 9 Mayısta Prag yakınlarındaki son Alman güçlerinin de yenilgiye uğratılması Sovyetler Birliği için savaşın sonu anlamına geldi (9 Mayıs Rusya’da Zafer Bayramı olarak kutlanır). Savaşta tahminen 20-27 milyon Sovyet insanının öldüğü, ülkenin ulusal zenginliğinin yaklaşık üçte birinin kaybedildiği söylenir.
Nikita Hruşçev’in başta kaldığı 1953-1964 yıllarında ülkede bazı reformlar yapıldı. 1964’te Parti Merkez Komitesi’nde gerçekleştirilen darbenin en önemli ismi Leonid Brejnev’di. Onun başta olduğu 18 yıl içinde SSCB’deki istikrar ortamını pek çokları daha sonradan “durgunluk dönemi” olarak niteleyeceklerdi. Perestroyka ve SSCB’nin sonu
Parçalanma öncesi 290 milyon nüfusa sahip olan SSCB 15 cumhuriyetten oluşuyordu. (Rusya, Ukrayna, Belarus, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Litvanya, Letonya, Estonya.) “Baltık devletleri” olarak da anılan son üçü SSCB dağılmadan önce bağımsızlıklarını ilan etmişerdi. Öteki 12 ülke Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT) oluşturdular. Yeltsin'li yıllar
Bu arada ülkede ekonomik durum ciddi olarak kötüleşiyordu. Çernomirdin’in yerine başbakanlığa getirilmiş olan Sergey Kiriyenko 1998 Ağustosunda iflas bayrağını çekti. Hükümet ödemelerini yapamayacağını ve bankalardaki mevduatların dondurulduğunu duyurdu. Rusya iktidarı dünya- da ve ülke içinde ciddi prestij kaybına uğradı. Eski haberalma ve dışişleri yöneticisi, Arap ülkeleri uzmanı Yevgeniy Primakov’un hükümetin başına getirilmesiyle kriz birkaç ayda atlatıldı. Krizin olumlu sonucu olarak yerli üretim güçlendi. Primakov dış politikada “çok kutuplu dünya” tezine uygun adımlar attı. Deneyimli başbakanın giderek güçlenmesi Yeltsin’i rahatsız etti. Hükümetin başına önce Sergey Stepaşin, birkaç ay sonra da Vladimir Putin getirildi. 1999 Ağustosunda Putin’in Başbakanlığa atanmasından kısa süre sonra Kuzey Kafkasya’da gerginlikler arttı. Bir grup silahlı Çeçenin Dağıstan’da işgal eylemine giriştiği, ayrıca Moskova ve başka Rusya kentlerinde apartmanların havaya uçurulduğu koşullarda yeni Başbakanın en ciddi icraatı “terörizme karşı savaş” oldu. Putin’in bu konudaki kararlı ve sert tutumu halk tarafından desteklendi. 31 Aralık 1999’da Yeltsin istifa etti. Böylece Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ile başlayan ve bir dizi gerginliğin yaşandığı geçiş dönemi tamamlanıyor, yeni Rusya tarihinde önemli bir dönem kapanıyordu. Putin dönemi
Putin döneminde ülke ekonomisi istikrar kazandı. Bütçe fazla vermeye başladı. Ruble güçlendi. Merkez Bankası döviz rezervi her yıl rekorlar kırmaya başladı. 1998 Ağustos krizinden 5 yıl kadar sonra rating ajansı Moody’s Rusya’ya birinci yatırım ratingi notu verdi. Yatırımlarla birlikte halkın gelir düzeyi de artarken enflasyon düşürüldü. Putin 2004 Martında yapılan devlet başkanlığı seçimlerini rahatlıkla kazandı. |
need flash plugin version 8.0.0.0 or never
need flash plugin version 8.0.0.0 or never
need flash plugin version 8.0.0.0 or never
![]() need flash plugin version 8.0.0.0 or never
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
2010 © RUSYA ONLINE. Tüm hakları saklıdır 2010 © Tasarım ve Programlama |